İngilizce - Education - Her bir kelimenin anlamı, cümle içinde kullanımı, eş anlamlılar, zıt anlamlılar



acquire

class

correspondence course

course

day release

degree

discipline

doctorate

elementary (education)

elementary school

enroll

exam

experience

faculty

fail

fees

grade

grades

grade school

graduate (noun)

graduate (verb)

graduate school

grant

higher degree

higher education

high school

junior high school

kindergarten

learn

learning resources center

lecture

lecturer

lesson

literacy

mature (student)

middle school

night class

numeracy

opportunity

pass

physical education

private school

professor

prospectus

public school

qualifications

quarter

retake (an exam)

resources

SAT® (Scholastic Aptitude Test)

secondary (education)

semester

seminar

syllabus

topic

tutor

tutorial

undergraduate

sit/take (an exam)

skills

study

subject


Acquire

Anlamı: Elde etmek, kazanmak.

Cümle içinde kullanımı: She hopes to acquire a deeper understanding of mathematics.

Eş anlamlılar: Obtain, gain, secure.

Zıt anlamlılar: Lose, forfeit, surrender.

Class

Anlamı: 1. Eğitimde, öğrencilerin eğitim gördüğü grup. 2. Toplumsal ya da ekonomik düzey.

Cümle içinde kullanımı: The history class was scheduled for 9 AM.

Eş anlamlılar: Group, category, set.

Zıt anlamlılar: Individual.

Correspondence Course

Anlamı: Uzaktan eğitim yoluyla yapılan bir kurs.

Cümle içinde kullanımı: He completed his degree through a correspondence course while working full-time.

Eş anlamlılar: Distance learning, online course, remote education.

Zıt anlamlılar: In-person class, traditional class, on-campus course.

Course

Anlamı: 1. Öğrenim programının bir parçası olan ders. 2. Bir olayın izlediği yön veya yol.

Cümle içinde kullanımı: She enrolled in an advanced English course to improve her language skills.

Eş anlamlılar: Class, program, path.

Zıt anlamlılar: Stagnation (eğitim bağlamında direkt zıt bir kelime olmasa da, bir kursun hareketi ifade ettiği göz önüne alındığında, stagnation bir gelişim veya ilerlemenin olmadığı durumu ifade eder).

Day Release

Anlamı: Çalışanların, haftanın belirli günlerinde işten izin alarak eğitim veya kurslara katılması sistemi.

Cümle içinde kullanımı: He is doing an apprenticeship and goes to college on a day release program.

Eş anlamlılar: Part-time education, vocational training day.

Zıt anlamlılar: Full-time education, full day work.

Degree

Anlamı: Bir yükseköğretim kurumundan alınan akademik unvan ya da derece.

Cümle içinde kullanımı: After years of hard work, she finally earned her degree in chemical engineering.

Eş anlamlılar: Diploma, qualification, certification.

Zıt anlamlılar: Unqualification.

Discipline

Anlamı: 1. Bir bilim, öğrenim ya da sanat dalı. 2. Kurallara uyma ve düzeni sağlama yöntemi.

Cümle içinde kullanımı: His discipline of study is molecular biology.

Eş anlamlılar: Field, subject, specialty.

Zıt anlamlılar: Disorder (2. anlam için), generalism (1. anlam için).

Doctorate

Anlamı: En yüksek akademik derece, doktora.

Cümle içinde kullanımı: She is pursuing a doctorate in environmental science.

Eş anlamlılar: PhD, doctoral degree.

Zıt anlamlılar: Bachelor's degree, undergraduate degree.

Elementary (Education)

Anlamı: Temel eğitim seviyesi, genellikle çocukların okuma, yazma ve aritmetik gibi temel bilgi ve becerileri öğrendiği ilk eğitim aşaması.

Cümle içinde kullanımı: She works as a teacher in elementary education, shaping the minds of young children.

Eş anlamlılar: Primary education, basic education.

Zıt anlamlılar: Higher education, secondary education.

Elementary School

Anlamı: Çocukların temel eğitim aldığı okul; genellikle ilkokul olarak adlandırılır.

Cümle içinde kullanımı: My son just started first grade at our local elementary school.

Eş anlamlılar: Primary school, grade school.

Zıt anlamlılar: High school, university.

Enroll

Anlamı: Bir kursa, okula veya üniversiteye kaydolmak.

Cümle içinde kullanımı: She decided to enroll in an online course to learn graphic design.

Eş anlamlılar: Register, sign up, join.

Zıt anlamlılar: Withdraw, drop out, leave.

Exam

Anlamı: Bilgiyi veya beceriyi değerlendirmek için yapılan yazılı veya sözlü test.

Cümle içinde kullanımı: He was nervous about his final exam in calculus.

Eş anlamlılar: Test, assessment, examination.

Zıt anlamlılar: Exercise (bir öğrenme aktivitesi olarak, sınavın aksine), practice.

Experience

Anlamı: Bir olaya doğrudan maruz kalma veya bir etkinlikte bulunma süreci; aynı zamanda, bir alanda kazanılan bilgi veya beceri birikimi.

Cümle içinde kullanımı: She has five years of teaching experience in elementary schools.

Eş anlamlılar: Exposure, practice, background.

Zıt anlamlılar: Inexperience, ignorance.

Faculty

Anlamı: 1. Bir üniversitenin veya yüksekokulun öğretim üyeleri topluluğu. 2. Zihinsel veya fiziksel bir yetenek.

Cümle içinde kullanımı: The faculty at the university are renowned for their research contributions.

Eş anlamlılar: Staff, instructors, teachers.

Zıt anlamlılar: Students, learners.

Fail

Anlamı: Başarısız olmak; bir görev, sınav veya zorunlu bir standardı karşılayamamak.

Cümle içinde kullanımı: Despite his efforts, he failed the entrance exam.

Eş anlamlılar: Flunk, bomb, not pass.

Zıt anlamlılar: Pass, succeed, ace.

Fees

Anlamı: Bir hizmet, eğitim veya etkinliğe katılım karşılığında ödenen para.

Cümle içinde kullanımı: The university fees have increased by 5% this year.

Eş anlamlılar: Charges, tuition, dues.

Zıt anlamlılar: Scholarship, grant (bu bağlamda, eğitim ücretlerini ödemek için verilen mali yardım anlamında).

Grade

Anlamı: Öğrencinin bir sınavda, ders projesinde veya dersin genelinde gösterdiği performansın değerlendirilmesi sonucu verilen puan veya harf.

Cümle içinde kullanımı: She received an excellent grade on her math test.

Eş anlamlılar: Mark, score.

Zıt anlamlılar: Fail (eğer notlandırma sisteminde başarısızlığı belirten bir not kastediliyorsa).

Grades

Anlamı: Çoklu notların veya puanların bir araya getirilmesi; genellikle bir öğrencinin derslerdeki performansını gösterir.

Cümle içinde kullanımı: His grades improved significantly this semester.

Eş anlamlılar: Marks, scores.

Zıt anlamlılar: Failures (eğer genel başarısızlık durumları kastediliyorsa).

Grade School

Anlamı: İlkokul ve ortaokulu kapsayan eğitim kurumu; genellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde kullanılan bir terim.

Cümle içinde kullanımı: He started playing the violin when he was in grade school.

Eş anlamlılar: Elementary school, primary school.

Zıt anlamlılar: High school, college.

Graduate (noun)

Anlamı: Bir eğitim kurumundan, özellikle bir üniversite veya yüksek okuldan mezun olan kişi.

Cümle içinde kullanımı: As a recent graduate, she is exploring job opportunities in her field.

Eş anlamlılar: Alumnus (erkek için), alumna (kadın için), alumni (çoğul).

Zıt anlamlılar: Undergraduate, student.

Graduate (verb)

Anlamı: Bir eğitim kurumundan, özellikle bir üniversite ya da kolejden, bir derece veya diploma alarak tamamlamak.

Cümle içinde kullanımı: She plans to graduate with a degree in biology next spring.

Eş anlamlılar: Complete, finish, qualify.

Zıt anlamlılar: Enroll, begin, start (eğitim sürecine başlama anlamında).

Graduate School

Anlamı: Üniversite düzeyinde, özellikle yüksek lisans veya doktora derecesi veren eğitim kurumu.

Cümle içinde kullanımı: He is applying to several graduate schools to pursue a master's degree in engineering.

Eş anlamlılar: Postgraduate school, advanced studies.

Zıt anlamlılar: Undergraduate school, college (ilk derece eğitimi veren kurumlar anlamında).

Grant

Anlamı: Eğitim, araştırma veya bir projeyi desteklemek için verilen maddi yardım.

Cümle içinde kullanımı: She received a grant to conduct her research on renewable energy sources.

Eş anlamlılar: Scholarship, fund, subsidy.

Zıt anlamlılar: Loan (geri ödemesi gereken mali destek anlamında).

Higher Degree

Anlamı: Lisansüstü eğitim düzeyinde verilen akademik derece, yani yüksek lisans veya doktora derecesi.

Cümle içinde kullanımı: After completing his master's, he decided to pursue a higher degree in his field.

Eş anlamlılar: Advanced degree, postgraduate degree.

Zıt anlamlılar: Bachelor's degree, undergraduate degree (yükseköğretimde ilk aşama olan lisans derecesi).

Higher Education

Anlamı: Lise sonrası eğitim, genellikle üniversite veya koleji kapsar.

Cümle içinde kullanımı: She is looking forward to starting her journey in higher education next fall.

Eş anlamlılar: Post-secondary education, tertiary education.

Zıt anlamlılar: Secondary education, elementary education.

High School

Anlamı: Genellikle 9. sınıftan 12. sınıfa kadar öğrencilerin eğitim aldığı okul.

Cümle içinde kullanımı: He played for his high school's basketball team.

Eş anlamlılar: Secondary school.

Zıt anlamlılar: Middle school, elementary school.

Junior High School

Anlamı: Bazı eğitim sistemlerinde, genellikle 6. sınıftan 8. veya 9. sınıfa kadar olan orta öğretim kurumu.

Cümle içinde kullanımı: She is currently a 7th grader in junior high school.

Eş anlamlılar: Middle school, intermediate school.

Zıt anlamlılar: High school, elementary school.

Kindergarten

Anlamı: Çocukların ilkokula başlamadan önce gittikleri, genellikle 4-6 yaş arası çocuklar için tasarlanmış eğitim programı.

Cümle içinde kullanımı: His daughter is excited to start kindergarten this September.

Eş anlamlılar: Pre-school, nursery school.

Zıt anlamlılar: Elementary school, primary school.

Learn

Anlamı: Bilgi veya beceri edinme süreci; öğrenmek.

Cümle içinde kullanımı: He learned how to code by taking online courses.

Eş anlamlılar: Acquire knowledge, study, absorb.

Zıt anlamlılar: Forget, neglect, ignore.

Learning Resources Center

Anlamı: Öğrencilere çeşitli öğrenme materyalleri ve destek hizmetleri sunan eğitim kurumu içindeki bir merkez.

Cümle içinde kullanımı: The university's learning resources center offers tutoring in math and science.

Eş anlamlılar: Library, study center, educational support center.

Zıt anlamlılar: Bu terimin doğrudan zıt anlamlısı yoktur, ancak eğitimle ilgili olmayan mekanlar zıt olarak düşünülebilir.

Lecture

Anlamı: Bir eğitmenin öğrencilere bir konuyu öğretmek için yaptığı konuşma veya sunum.

Cümle içinde kullanımı: The professor's lecture on ancient history was fascinating.

Eş anlamlılar: Talk, presentation, discourse.

Zıt anlamlılar: Discussion, seminar (daha etkileşimli ve katılımcı odaklı formatlar).

Lecturer

Anlamı: Üniversite veya yüksek öğretim kurumunda ders veren öğretim üyesi.

Cümle içinde kullanımı: She became a lecturer in sociology last year.

Eş anlamlılar: Instructor, professor (bazı kontekstlerde), teacher.

Zıt anlamlılar: Student, learner.

Bu dört terimle ilerledik. Devam etmek isterseniz, lütfen bana bildirin ya da başka bir sorunuz varsa ona geçebiliriz.


User

devam et

ChatGPT

Tabii ki, işte sonraki dört terim: "lesson", "literacy", "mature (student)", "middle school".


Lesson

Anlamı: Belirli bir konuda verilen öğretim veya eğitim birimi.

Cümle içinde kullanımı: Tomorrow's lesson will cover the basics of photosynthesis.

Eş anlamlılar: Class, session, tutorial.

Zıt anlamlılar: Break, recess (ders dışı zamanlar).

Literacy

Anlamı: Okuma ve yazma yeteneği; genel olarak bilgi ve beceri anlamında kullanılır.

Cümle içinde kullanımı: The literacy program aims to improve reading skills among young children.

Eş anlamlılar: Reading and writing ability, education, knowledge.

Zıt anlamlılar: Illiteracy, ineducation.

Mature (Student)

Anlamı: Genellikle normal üniversite yaşı dışındaki bir birey; daha yaşlı ve yaşam deneyimine sahip öğrenci.

Cümle içinde kullanımı: As a mature student, he brings a different perspective to class discussions.

Eş anlamlılar: Adult learner, non-traditional student.

Zıt anlamlılar: Traditional student, underage student.

Middle School

Anlamı: Genellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde, çocukların genellikle 11-14 yaşları arasında gittikleri okul aşaması; ortaokul.

Cümle içinde kullanımı: She teaches English to sixth graders in middle school.

Eş anlamlılar: Junior high school, intermediate school.

Zıt anlamlılar: Elementary school, high school.

Night Class

Anlamı: Genellikle iş gününün sonrasında, akşam saatlerinde sunulan eğitim kursu veya dersi.

Cümle içinde kullanımı: He is enrolled in a night class for advanced Spanish to improve his language skills after work.

Eş anlamlılar: Evening course, night school.

Zıt anlamlılar: Day class, morning lecture.

Numeracy

Anlamı: Sayılarla rahat çalışabilme yeteneği; temel matematik becerisi.

Cümle içinde kullanımı: The new curriculum aims to improve students' literacy and numeracy from a young age.

Eş anlamlılar: Mathematical ability, arithmetic skills.

Zıt anlamlılar: Innumeracy, math illiteracy.

Opportunity

Anlamı: Bir avantaj, fırsat ya da olumlu bir durumun ortaya çıkması.

Cümle içinde kullanımı: The scholarship offers her a great opportunity to study abroad.

Eş anlamlılar: Chance, prospect, possibility.

Zıt anlamlılar: Obstacle, hindrance, setback.

Pass

Anlamı: Bir testi, sınavı veya değerlendirmeyi başarıyla tamamlamak.

Cümle içinde kullanımı: He was relieved to find out that he passed the final exam.

Eş anlamlılar: Succeed, clear, complete.

Zıt anlamlılar: Fail, flunk, bomb.

Physical Education

Anlamı: Okul programında yer alan ve spor, fiziksel aktiviteleri ve vücut eğitimini içeren ders.

Cümle içinde kullanımı: All students are required to take physical education twice a week to promote a healthy lifestyle.

Eş anlamlılar: PE, gym class, sports education.

Zıt anlamlılar: Sedentary activity, classroom study (fiziksel olmayan dersler).

Private School

Anlamı: Genellikle devlet finansmanı almayan ve özel olarak finanse edilen eğitim kurumu.

Cümle içinde kullanımı: He attended a private school where class sizes were smaller and resources were more abundant.

Eş anlamlılar: Independent school, non-public school.

Zıt anlamlılar: Public school, state school.

Professor

Anlamı: Üniversite veya yükseköğretim kurumunda en yüksek akademik dereceye sahip öğretim üyesi.

Cümle içinde kullanımı: She was thrilled to learn that the course would be taught by a distinguished professor known for his research in astrophysics.

Eş anlamlılar: Academic, scholar, faculty member.

Zıt anlamlılar: Student, undergraduate, novice.

Prospectus

Anlamı: Bir kurumun, özellikle bir okulun veya üniversitenin programları, kuralları, olanakları ve diğer önemli bilgileri hakkında ayrıntılı bilgi sağlayan belge.

Cümle içinde kullanımı: Before applying, she reviewed the university's prospectus carefully to understand all of its academic offerings.

Eş anlamlılar: Catalog, brochure, guide.

Zıt anlamlılar: Bu terimin direkt bir zıt anlamlısı yoktur, ancak kısa form bilgi kaynakları olarak düşünülen el ilanı veya duyuru karşıtı olabilir.

Public School

Anlamı: Devlet tarafından finanse edilen ve genellikle ücretsiz eğitim sunan okul.

Cümle içinde kullanımı: He went to a public school in his neighborhood.

Eş anlamlılar: State school, government school.

Zıt anlamlılar: Private school, independent school.

Qualifications

Anlamı: Bir işi yapma veya belirli bir eğitim programına katılma yetkinliği veya uygunluğu gösteren belgeler, dereceler veya nitelikler.

Cümle içinde kullanımı: The job requires qualifications in marketing and at least three years of experience.

Eş anlamlılar: Credentials, certifications, skills.

Zıt anlamlılar: Inexperience, unskilled, disqualification.

Quarter

Anlamı: Akademik yılın dört bölümden biri; bazı üniversiteler bu sistemde eğitim sürecini düzenler.

Cümle içinde kullanımı: She is taking three classes this quarter.

Eş anlamlılar: Term, semester (bazı okullarda).

Zıt anlamlılar: Full year, annual.

Retake (an exam)

Anlamı: Başarısız olunan bir sınavı veya testi tekrar almak.

Cümle içinde kullanımı: He has to retake the exam to pass the course.

Eş anlamlılar: Resit, redo, repeat.

Zıt anlamlılar: Pass initially, succeed at first attempt.

Resources

Anlamı: Bir görevi yerine getirmek veya bir hedefe ulaşmak için kullanılabilecek malzemeler, bilgiler veya finansal varlıklar.

Cümle içinde kullanımı: The teacher provided additional resources to help students understand the complex topic.

Eş anlamlılar: Materials, tools, assets.

Zıt anlamlılar: Limitations, constraints.

SAT® (Scholastic Aptitude Test)

Anlamı: Özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde üniversiteye giriş için kullanılan standart bir sınav.

Cümle içinde kullanımı: She spent the summer preparing for the SAT to improve her chances of being accepted to her preferred college.

Eş anlamlılar: College admission test.

Zıt anlamlılar: (Bu özel bir isim olduğu için direkt zıt anlamlı bir terim yoktur, ancak kontekste göre pratik, deneyimsel öğrenim gibi eğitim yolları farklı yaklaşımlar olabilir.)

Secondary (Education)

Anlamı: Ortaokul ve liseyi kapsayan eğitim seviyesi.

Cümle içinde kullanımı: After finishing primary education, he moved on to secondary education.

Eş anlamlılar: High school education, intermediate education.

Zıt anlamlılar: Primary education, higher education.

Semester

Anlamı: Akademik yılın iki veya bazen üç bölümden biri.

Cümle içinde kullanımı: She is planning to study abroad next semester.

Eş anlamlılar: Term, half-year.

Zıt anlamlılar: Full academic year, quarter (bazı eğitim sistemlerinde).

Seminar

Anlamı: Genellikle üniversite seviyesinde, bir konu üzerine derinlemesine tartışma ve çalışma için yapılan bir sınıf oturumu.

Cümle içinde kullanımı: The graduate students are required to attend a weekly seminar on contemporary literary theories.

Eş anlamlılar: Workshop, colloquium, symposium.

Zıt anlamlılar: Lecture (genellikle tek yönlü ve daha az etkileşimli bir format).

Syllabus

Anlamı: Bir dersin konularını, hedeflerini, değerlendirme yöntemlerini ve gerekliliklerini içeren belge.

Cümle içinde kullanımı: At the beginning of the course, the instructor handed out the syllabus.

Eş anlamlılar: Curriculum, course outline, program.

Zıt anlamlılar: (Doğrudan zıttı yoktur, ancak genel bir bilgi eksikliği ya da ders materyalinin olmaması karşıt durum olarak düşünülebilir).

Topic

Anlamı: Bir konuşma, tartışma, ders, yazı ya da düşünce parçasının konusu veya ana fikri.

Cümle içinde kullanımı: Each week, the discussion group tackles a new topic related to environmental sustainability.

Eş anlamlılar: Subject, theme, issue.

Zıt anlamlılar: Aside, digression, irrelevancy.

Tutor

Anlamı: Özel ders veren veya bir öğrenciye birebir rehberlik yapan kişi.

Cümle içinde kullanımı: She hired a tutor to help her improve her French pronunciation.

Eş anlamlılar: Instructor, teacher, mentor.

Zıt anlamlılar: Student, pupil, learner.

Tutorial

Anlamı: Öğrencilere özel konularda rehberlik etmek için tasarlanmış öğretici ders veya oturum.

Cümle içinde kullanımı: During the tutorial, we will work on solving complex math problems together.

Eş anlamlılar: Workshop, help session, coaching.

Zıt anlamlılar: Lecture, general class (daha az özelleşmiş ve bireysel olmayan eğitim biçimleri).

Undergraduate

Anlamı: Lisans programında okuyan bir öğrenci; genellikle bir üniversite veya kolejde ilk derece için eğitim alıyor.

Cümle içinde kullanımı: As an undergraduate, she majored in English literature.

Eş anlamlılar: College student, undergrad.

Zıt anlamlılar: Graduate student, postgraduate.

Sit/Take (an exam)

Anlamı: Bir sınavı tamamlamak veya bir sınavda yer almak için kullanılan ifade.

Cümle içinde kullanımı: He will sit for the final exam next Thursday.

Eş anlamlılar: Participate in an exam, undergo an examination.

Zıt anlamlılar: Skip an exam, miss an exam.

Skills

Anlamı: Belli bir işi yapmak veya sorunu çözmek için gerekli olan yetenekler ve bilgi.

Cümle içinde kullanımı: She is developing her leadership skills through various workshops and activities.

Eş anlamlılar: Abilities, talents, competencies.

Zıt anlamlılar: Ineptitudes, weaknesses, deficiencies.

Daha yeni Daha eski

نموذج الاتصال